Hoşgeldiniz.

güneş enerjisinin etkileri nelerdir ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Güneş Enerjisinin Yaşamımızdaki Etkileri Güneş Enerjisinin Yaşamımızdaki Olumlu Ve Olumsuz Etkileri Güneş Enerjisinin Avantajları Nelerdir
  • 5 üzerinden 4.10   |  Oy Veren: 42      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Güneş Enerjisinin Etkileri Nelerdir

    Sponsorlu Bağlantılar




    güneş enerjisinin etkileri nelerdir ?


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Güneş Enerjisinin Etkileri Nelerdir

    Güneş ışınları ve etkileri
    Yaz mevsimi ile birlikte tüm cilvesiyle baştan çıkaran güneş, yakıcı oyunlarıyla bizi kandırmaya çalışıyor. Ama tatilcilere uyarı; her şeyin olduğu gibi güneşin de “çoğu zarar, azı karar”.
    Mutluluk hormonlarını harekete geçiren, mutlu olmamızı sağlayan güneş ışınları, bağışıklık sistemimizi güçlendirirken, kemiklerimiz için de gerekli olan D vitaminini sağlar. Ancak güneşin, hayatımızı zehir edebilen yönleri de var. Bunların arasında güneş çarpması, deri lekeleri, güneş alerjisi, cilt kanserlerini sayılabilir. Güneş ışınları : Ultraviyole (UV) radyasyon, güneşten gelen radyant enerjinin bir şeklidir. Güneş elektromagnetik spektrum diye bilinen bir dizi enerji yayar.
    Ultraviyole (UV) radyasyon, dünya yüzeyine erişen güneş enerjisinin doğal bir parçasıdır, fakat daima zararlıdır. UV radyasyonu ne görebiliriz ne de hissedebiliriz, fakat o vücudumuzdaki etkilerini hissederiz. UV ışınları dalga boylarına göre sınıflandırılırlar.
    UV-A, UV radyasyonun en az zararlı şeklidir ve dünyaya büyük miktarlarda erişir. Çoğu UV-A ışınları ozon tabakasının içersinden doğrudan geçer.
    UV-B radyasyon potansiyel olarak çok zararlıdır. UV-B radyasyonunun çoğu stratosferde ozon tarafından yutulur.
    UV-C radyasyon çok enerjik olduğundan potansiyel olarak en fazla zararlıdır. Stratosferde oksijen ve ozon tarafından yutulur ve asla dünya yüzeyine erişmez.
    Özetle, UV radyasyondan zararın esas olarak spektrumun UV-B sınıfından gelmesine rağmen eğer yeterli miktarlarda maruz kalınırsa UV-A da bazı riskler ortaya çıkarır. Işınların vücudumuzda etkiledikleri alanların sınıflandırılmasında:
    Güneş ışınları uzun (infrared) ve kısa dalgalardan (UV-A, UV-B ve UV-C) oluşmaktadır.
    UV-A ışınının dalga boyu 320-380 nm’ dir ve derinin derin tabakalarına (dermis) ulaşır ve yayılır.
    UV-A ışını yıl boyunca ve gün içinde değişik saatlerde, mevsimlerde veya hava koşullarında değişmeksizin etkili olmaktadır.
    UV-B ışının dalga boyu 290-320 nm ‘dir ve derinin üst tabakasını (epidermis) etkiler.
    UV-B ışını yaz aylarında ve yüksek rakımlı yerlerde daha yoğundur.
    Gelen UV radyasyon dünya üzerinde yüzeylerden yansır. Yansıyan UV; eğer maruz kalınma süresi uzunsa direkt UV gibi insanlara, bitkilere ve hayvanlara zarar verebilir. Çoğu yüzeyler UV radyasyonu farklı derecelerde yansıtır. Kar UV radyasyonun %85′in üstünde bir miktarla en yüksek bölümünü yansıtır ve UV radyasyon yükseklikle artar, bu nedenlerle de kayakçılar ve dağa tırmananlar dikkat etmelidirler. Kuru kum ve beton %12′nin üzerinde yansıtabilir. Su ise sadece %5′ini yansıtabilir.
    Kumlu sahillerde güneş banyosu yapanlar, bir parkta yeşil çimenler üzerinde güneşe maruz kalanlardan %10′un üzerinde daha fazla UV-B alırlar.
    Güneşli bir günde hafif bir rüzgar sizin serinlemenize neden olabilir, fakat bu sizin cildinize etki eden UV miktarını değiştirmez. Sıcaklığı UV radyasyonla karıştırmayın.

    Güneşlenirken dikkat edilmesi gerekenler
    Güneş ışınlarının en şiddetli olduğu öğlen saatlerinde (11.00 ile 15.00 arasında) güneşe çıkmamaya özen gösterilmelidir.
    Gölgede oturulmalıdır.
    Şemsiye, şapka kullanılmalı; açık renk giysiler giyilmelidir.
    Güneşten koruyan ürünler bilinçli kullanılmalıdır.
    Erişkinler deri tiplerine göre farklı koruyan faktör içeren ürünler kullanırlar, ancak çocuklarda deri tipine bakılmaksızın yüksek faktörlü ürünler kullanılmalıdır.
    Güneşten koruyan ürünler, güneşe çıkmadan yarım saat önce deriye uygulanmalıdır.
    Deriye yeterli miktarda ve kalınlıkta sürülmelidir. Güneşten koruyan ürünler deriye eşit miktarda yedirilerek ve gerekirse; sık havuza veya denize girmek, havlu ile kurulanmak ve terlemek gibi durumlarda gün boyunca uygulanmalıdır.
    Yüz, omuz, ense ve boyun gibi daha yoğun olarak güneş ışınlarından etkilenen bölgeler sürekli güneşten koruyan ürünler kullanılarak korunmalıdır.
    Tedavi amacı ile doktor tarafından verilen kimi ilaçlar (antibiyotikler, doğum kontrol ilaçları vb.) derinin güneş ışınlarına karşı duyarlılığını artırmaktadır. Bu durumda kişi doktorun önerileri doğrultusunda güneşten korunmalıdır.
    Son yapılan bilimsel araştırmalar, bronzlaşma ile cilt kanseri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Bu bağlamda yaz aylarında sağlıklı bronzlaşma yöntemleri konusunda kamuoyunu uyaran sağlık örgütleri, çocukların ve açık tenli kişilerin güneş ışığından korunması gerektiğine dikkat çekiyor. Kanser riski yanında güneş ciltte erken yaşlanmaya neden olmaktadır. Uzun süren güneş banyoları, deride zaman içerisinde incelme, elastikiyetin bozulması (kırışıklık), kuruluk, pigmentasyon değişikliği, kılcal damarların belirginleşmesi, foto yaşlanma ve deri kanserinin oluşma riskinin artmasındaki mekanizmadır.
    Deri kanserine yakalanan hastaların geçmişlerinde, özellikle çocukluk dönemlerinde iki veya üç kez ciddi güneş yanıklarına maruz kaldıkları görülmüştür. Körpe ciltlerin yüksek koruma faktörlü kremlerle, şapka ve giysilerle korunmaları şarttır.
    Dermatologlar cilt kanserine yakalanma riski açısından cilt tiplerini 6 veya 7 kategoride ele alıyor:
    ° Keltlere özgü solgun, çilli cilt; mavi veya yeşil gözler; sarı veya kızıl saçlar. Bu kişiler bronzlaşamaz, yalnızca kızarırlar. Cilt kanseri riski: Yüksek.
    ° Sarışınlara özgü açık ten; çil görülebilir; açık renk saçlar ve açık renk gözler. Cilt hafifçe bronzlaşabilmekle birlikte çok çabuk kızarır. Risk: Yüksek.
    ° Üçüncü kategoriye Avrupa’nın çoğunluğu girer. Bunların tenleri Keltlerden bir ton koyudur. Gözler herhangi bir renk olabilir. Saçlar kumraldan koyu kahverengiye uzanan bir renk skalası izler. Bu gruptakiler bronzlaşmadan önce çoğunlukla kızarırlar. Ancak bronzlaştıklarında ciltleri kahverengiye döner. Risk: Orta.
    ° Dördüncü grubu Akdenizli tipi oluşturur. Bazı Asyalılar ve Hintliler de bu gruba girer. Bunların gözleri ve saçları koyu kahverengidir. Risk: Düşük.
    ° 5.gruba Hintliler, Uzak Doğulular ve Pasifik Adalarında yaşayanlar girer. Risk: Çok düşük.
    ° 6.ve 7. kategoridekileri Afrikalılar, Afro-Karaipliler ve Avustralya yerlileri oluşturur.
    UV-A ışının derinin derin tabakalarına kadar ulaşıp yayılarak deri kanserine neden olabilir. Güneş yanığını oluşturan UV-B ışını ise daha az etkilidir. Bu nedenle güneş ışınlarından koruyan ürünler UV-A ve UV-B filtreleri içermelidir.




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright © 2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc