Hoşgeldiniz.

Lafontenin fablları – la fontaine fabl örnekleri Lafontenin fablları , la fontaine fabl,la fonten fabl örnekleri,la fontaine fabl hikayeleri,la fontaine hikayeleri,la fontaine masalları FABL ÖRNEKLERİ
  • 5 üzerinden 4.29   |  Oy Veren: 206      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Lafontenin fablları – la fontaine fabl örnekleri

    Sponsorlu Bağlantılar




    Lafontenin fablları – la fontaine fabl örnekleri

    Lafontenin fablları , la fontaine fabl,la fonten fabl örnekleri,la fontaine fabl hikayeleri,la fontaine hikayeleri,la fontaine masalları
    FABL ÖRNEKLERİ

    Horoz ile Tilki

    Görmüş geçirmiş, anasının gözü bir horoz
    Tünemiş bir ağacın dalına.
    Kurnaz tilki, sesini yumuşatarak, ona
    Dedi ki: “Kardeşçiğim, artık dostuz;
    Barış oldu hayvanlar arasında.
    Müjde getirdim sana, in de bir öpüşelim;
    Ama Allah aşkına oyalanma;
    Çünkü bilirisin ya, başımdan aşkım işlerim.
    Oysaki siz serbestsiniz daima,
    İşleri düşünemeye bilirsiniz;
    Hem artık siz yardım da ederiz.
    Ama, kuzum, in de aşağıya bir
    Doya doya öpeyim gözlerinden”
    “Kardeşim” dedi horoz, “Bu mutlu haberinden
    Daha güzel bir haber almazdım şüphesiz.
    Bu nefis
    Bu mutlu haberinden.
    Üstelik bunu senden öğrenmekle
    Sevincim iki kat oldu. Ama, dur hele…
    Bunu müjdelemek için olacak,
    Bak iki tazı geliyor koşarak”
    Hızlı da koşuyorlar; haydi ben ineyim de
    Hep birden öpüşelim tazılar geldiğinde.
    “Hoşça kal “ dedi tilki, “Yolum biraz uzunca,
    Kutlarız bu barışı yeniden buluşunca.”
    Çabuk toplayıp tası tarağı,
    Külhani bir anda tırmandı dağı.
    Bir iş çıkmamıştı numarasından.
    O sırada çalının arkasından,
    İhtiyar horoz kıs kıs gülüyordu.
    Oyunbazı oynatmak pek tatlı oluyordu.

    La Fontaine’den çeviren; Orhan Veli Kanık

    Aslan ile Fare

    Herkes herkese yardım etmeli,
    Ben büyük, o küçük dememeli
    İki maslım var bunun üstüne,
    Başka da bulurum isteyene.

    Aslan toprakla oynuyormuş bir gün;
    Birde bakmış pençesinde fare,
    Aslan, aslan yürekliymiş o gün,
    Kıymamış canına, bırakmış yere.
    Boşuna gitmemiş bu iyiliği.
    Kimin aklına gelir,
    Farenin aslana iyilik edeceği?

    Etmiş işte, hem de canını kurtarmış.
    Günün birinde aslan
    Biraz çıkayım derken ormandan,
    Düşmüş bir tuzağa,
    Ağla içinde kalmış;
    Kükremiş durmuş boşuna;
    Bereket fare usta yetişmiş imdada;
    Bu iş kükremekle değil,
    Kemirmekle olur demiş.

    Başlamış incecik dişlerini işletmeye
    Gelmiş ipin hakkından kıtır kıtır.
    Bir ilmik kopunca ağdan hayır mı kalır?
    Sabır, biraz da zaman
    Güçten, öfkeden daha yaman.

    La Fontaine Masalları (Çev. Sabahattin Eyüboğlu)


    Paylaş Facebook Twitter Google


  2. Kayıtsız Üye





    Sponsorlu Bağlantılar




    .: KARGA ile TİLKİ :.

    Bir dala konmuştu karga cenapları;
    Ağzında bir parça peynir vardı.
    Sayın tilki kokuyu almış olmalı
    Ona nağme yapmaya başladı:
    “-Ooo! Karga cenaplarımerhaba!
    Ne kadar güzelsinizne kadar şirinsiniz!
    Gözüm kör olsun yalanım varsa.
    Tüyleriniz gibiyse sesiniz
    Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
    Keyfinden aklı başından gitti bay karganın.
    Göstermek için güzel sesini
    Açınca ağzınıdüşürdü nevalesini.
    Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim
    Size güzel bir ders vereceğim:
    Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir
    Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir.”
    Karga şaşkınmahcupbiraz da geç ama
    Yemin etti gayrı faka basmayacağına.
    La Fontaine

    .: SALYANGOZ ve EVİ :.

    Salyangozları bilir misiniz? Onlar da tıpkı kaplumbağalar gibi evlerini sırtlarında taşırlar. Bir zamanlarevini sırtında taşımaktan hoşlanmayan sevimsiz bir salyangoz yaşarmış.Üstelik evinin rengi de hiç hoşuna gitmezmiş.
    Bizim salyangozkelebek ve uğurböceğini çok severmiş.Arada bir onlarla dertleşirsırtında taşıdığı evi onlara şikayet edermiş.”Ah keşke!” dermiş.”Evimi sırtımda taşımak zorunda olmasaydım.Hadi taşıyorumbari sizin ki gibi bol desenli ve renkli olsaydı.”
    Kelebek ve uğurböceği bir gün salyangoza;”Sevgili arkadaşımız!” demişler.”Hani evim renkli olsun diyorsun yabiz çaresini bulduk.Ressam olan bir tırtıl var.Seni ona götürürsek eğer evini rengarenk boyar.”
    Salyangoz buna çok sevinmiş.”Ne duruyoruz!Hemen gidelim.”demiş.Böylece düşmüşler yola. Tırtılın kapısını çalmışlar.Gelen misafirleri dinleyen tırtıl boyalarını ve fırçasını alıp çalışmaya başlamış.Sonunda salyangozun evine çok güzel desenler çizmiş.Salyangoz yeni görüntüsünü beğenmiş beğenmesine ama yine de evinin sırtında olması onu çok üzüyormuş.
    Dönüş yolculuğunda üç arkadaş şiddetli bir yağmura yakalanmış.Kelebek ve uğurböceği öyle ıslanmışlar kisele kapılmaktan zor kurtulmuşlar. Oysa salyangoz hemencecik evinin içine girmiş. Yağmur dinip de evinden dışarı çıkıncaarkadaşlarının perişan halini görüp üzülmüş.Sonra da kendi kendine şöyle düşünmüş:”İyi ki saklanabileceğim bir evim var.Rengi olmasa daRengi olmasa da beni yağmurdan koruyor ya.”
    Sevimli salyangoz bu olaydan sonra bir daha hiç üzülmemiş.

    .: KÖLE ve ASLAN :.

    Vaktiyle bir köle kaçıp ormana sığınmış.Etrafta gezinirkeniniltiler içinde ızdırap çeken bir aslan görmüş.önce korkup kaçmaya yeltenmiş.Fakat aslanın yerinden hiç kıpırdamadığınıyalvaran gözlerle kendisine baktığını görüp durmuş.Aslan kanayan pençesini uzatıyormuş ona.Köle dikkatlice bakınca aslanın pençesine büyük bir dikenin saplandığını görmüş.Dikeni çıkarıp yarayı temizleyen kölegömleğinden kopardığı bezle de iyice sarmış.
    Rahatlayan aslan ayağa kalkıp kölenin ellerini yalamaya başlamış.Sonra da önüne düşüp yaşadığı inine götürmüş.Her gün yakaladığı avları ine taşıyıpköleye yardım ediyormuş.
    Bu beraberlikleri uzun sürmemiş.Ormana gelen avcılar ikisini de yakalamışlar.Ayrı kafeslere kapatıp günlerce aç bırakmışlar onları.
    Kralın da hazır bulunduğu bir gün kafesin ağzı açılmış.Aslanın köleyi nasıl parçalayacağını herkes merakla bekliyormuş.Büyük bir iştahla saldıran aslankölenin yanına gelince onu tanımış.Önünde bir köpek sadakatiyle durup ellerini yalamaya başlamış.
    Kral bu duruma çok şaşırmış.Köleyi yanına çağırıp bütün hikayeyi dilemiş ondan.Anlatılanlardan çok etkilenen kralkölenin affedilmesiniaslanın da ormana salıverilmesini emretmiş.

    .: TİLKİ ile KEDİ :.

    Tilki ile kedi sohbet ediyorlarmış.Tilki durmadan ne kadar hilekar ve kurnaz olduğunu anlatıyormuş.Söylediğine göre düşmanları onu alt edemezmiş çünkü onlardan kurtulacak bir sürü oyun ve hile bilirmiş.
    Kedi biraz da utanarak;”Ben fazla oyun bilmem ki!” demiş.”Düşmanlarımın elinden kurtulmak için bir tek yol bilirimo da kaçmaktır.”
    Tilki;”Kedi kardeş!” demiş”Ben her tehlike karşısında başımın çaresine bakabilirim ama senin durumuna üzülüyorum.Korkarım bir gün düşmanların seni çabuk alt edecek.”
    Az sonra bir sürü tazının bağrışmalarını duymuşlar.Bir avcı topluluğuna ait olan bu köpeklerbütün hızlarıyla kendilerine doğru koşuyormuş.Kedi hemenyanındaki bir ağacın dallarına sıçrayarak en üstteki bir yaprak kümesinin içine saklanmış.
    Tilki ise;”Acaba şu hileyi mi yapsamyoksa bu hileyi mi?” diye düşünmeye başlamış.Çünkü o kadar çok hile biliyormuş kihangisini uygulamasının daha doğru olacağına karar veremiyormuş.Tam birisini uygulayacakmış kitazılar etrafını çevirip tilkinin işini bitirivermişler.
    Bütün olanları yukarıdan seyreden kediçok hile bilmediğine şükretmiş.

    .: ZALİM ASLAN :.

    Vaktiyle ormanın birindecanavar mı canavar bir aslan varmış.Çok kan dökercanını yakmadık tek bir hayvan bile bırakmazmış.O yaşadığı sürecehiçbir hayvan rahat yüzü görmemiş.Bütün hayvanlar ondan nefret ederölümünü beklermiş.
    Bu zalim aslan sonunda yaşlanmış.Gücü kuvveti kalmamış.Ağzındaki dişler de dökülünce herkesin maskarası olmuş.Hiçbir hayvan ona yardım etmiyor ve onunla konuşmuyormuş.Hayvanlar bir gün oturup karar almışlar;”Gelin hep beraberbize bunca kötülük eden bu zalim aslanı iyice bir dövelim. Yaptıklarının cezasınıaz da olsa gömüş olsun böylece.”
    Sonunda bütün hayvanlar aslana saldırmış.iyice bir dövmüşler onu.Birisi boynuz vuruyordiğeri çifte atıyorbir başkası ısırıyormuş.Böylece;yaman bir öç almışlar aslandan.

    .: KURT ile KÖPEK :.

    Bir köpek ormanda gezerken kurtla karşılaşmış.Hasta ve çok zayıflamış olan kurtayakta zor durabiliyormuş.Köpek kurdun bu haline çok üzülmüş.”Ne kadar kötü görünüyorsun böyle kurt kardeş?”demiş.”Herkes bizi düşman bilse debiz uzaktan akrabayız.Doğrusu sana yardım etmek isterim.”
    “Hiç sorma.” demiş kurt.”Ağır bir hastalığa yakalandığım için uzun süre avlanamadım.Şimdi iyileştim ama bir av yakalayacak kadar gücüm kalmadı artık.Ben de böyle aç susuz dolaşıyorum artık.”
    “Sen hiç üzülme.”demiş köpek.”Ben sana yardım edeceğim.Bu akşam sahibimin düğünü var. Akşam olunca köyün dışındaki çalılıklara gel.Ben sana düğün yemeklerinin artıklarını taşırım.”
    Birkaç gün boyunca köpek tarafından beslenen kurtsonunda kendini toparlayıp eski kuvvetine kavuşmuş.Teşekkür edip vedalaştıktan sonra da ormana gitmiş.
    Aradan yıllar geçmiş.Köpek iyice yaşlanınca sahibi onu dışarı atmış.Ormanda aylak aylak gezen köpekeski dostu kurtla karşılaşmış.”Hayrola?” demiş kurt.”Çok perişan görünüyorsun.”
    Köpek içini çekip;”Yaşlandım artık!” demiş.”Sahibimin işine yaramadığım için beni kovdu.”
    Kurt;”biz eski dost değil miyiz?” demiş.”Şimdi yardım etme sırası bende.Hatırlasanabenim hayatımı nasıl kurtarmıştın?Hemen bir plan yapmalıyız.Tamam buldum!Senin sahibinin küçük bir çocuğu vardı değil mi?Şimdi ben gidip onu kaçıracağımsen de geri götüreceksin.Böylece sahibin seni el üstünde tutacak.”
    Bu sözleri söyleyen kurtkaşla göz arasında gidipçocuğu ormana getirmiş.Köydeki herkes silahlanıp ormana koşmuş ancak daha ormana girmedenyaşlı ve işe yaramaz diye evden kovdukları köpeğin çocuğu geri getirdiğini görmüşler.
    Bu olaydan sonra yaşlı köpeğin itibarı öyle artmış kiinsanlar onun kahramanlığını yüzlerce yıl çocuklarına anlatmışlar.
    Kurtla köpek arasındaki bu danışıklı dövüşü hiç kimse anlayamamış.
    nizkaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş.Hemen fırlamışrüzgar gibi koşmaya başlamış.Ama ne çarekaplumbağaya yetişememiş.
    Böylece tavşan yarışı kaybetmiş.Aldırış etmemenin cezasını çekmiş.Kaplumbağa ise düzgün adımlarladurmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış.

    .: ŞAHİN ile HOROZ :.

    Şahin tatlı bir daire çizerek süzüldü yüzyıllık çınar ağacının dalına kondu. Gerçi kendisini hafif hafif esen rüzgarın kollarına bırakmıştı ama; yine de yorulmuştu inerken. Bir süre konduğu dalda soluklandı üzerindeki tozları silkeledi ve “Biraz kestireyim.” diyerek iyice yayıldı.
    Tam bu sırada bir ses duydu. Horozun biri bağırtıyla kaçıyordu. Çınarın altına geldiğinde soluk soluğa kalmıştı. Dönüp arkasına baktı kimsenin gelmediğini görünce rahatladı.
    Horozun kaçışını izlemiş olan şahin:
    - Hah hah hah hah diye gülmüştü.
    Horoz “O da kim?” diye çevresine bakınırken şahin yukarıdan seslendi:
    - Benim dostum ben şahin başını yukarı kaldır.
    Horoz sesin geldiği yöne kaldırdı başını şahini gördü.
    Şahin hâlâ gülüyordu:
    - Ne oldu kimden kaçıyordun öyle?
    - Tabii gülersin dedi horoz sana göre bir şey yok.
    - Kim kovalıyordu seni?
    Horoz:
    - Sahibim dedi kim olacak ilerideki çiftlikte yaşıyorum.
    - Size şaşıyorum dedi şahin sahipleriniz henüz yumurtadan yeni çıkmış bir yavruyken özenle besleyip büyütüyorlar sizler için güzel evcikler yapıyorlar kümeslerde bir eliniz darıda bir eliniz arpada yaşayıp gidiyorsunuz yine de size yaranamıyorlar… Yahu kendisine bu kadar yararı dokunan insanlardan kaçılır mı?
    Horoz şahinin küçümseyici sözlerini dinledikten sonra:
    - Sen dedi bir şahini tavada kızarırken veya şişe geçmiş közde pişerken gördün mü hiç?
    - Yook dedi şahin laubali bir tutumla ne olacak?
    - Ben dedi horoz; çok horozlar tavuklar gördüm sahibim pişirirken ona nasıl güvenebilirim?
    Beydeba Kelile ve Dimne

    .: ARSLAN ile FARE :.

    Herkese saygı göstermeli elden geldikçe.
    Umulmadık kimselerden fayda görür insan.
    İşte bu gerçeği anlatan bir hikaye
    Daha nice bin hikaye arasından.
    Pençesi dibinde bir arslanın
    Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi.
    Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın
    Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi.
    Bu iyiliği boşa gitti sanmayın;
    Kimin aklına gelir ki bir an
    Fareye işi düşer arslanın?
    Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan;
    Gitti tutuldu bir ağa.
    Ne çırpınma ne kükreme … Kâr etmez tuzağa.
    Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını
    Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet.
    Sabırla zamanın yaptığını;
    Ne kuvvet yapabilir ne şiddet.
    “İyilik eden iyilik bulur.”
    “Hizmet et benim için hizmet edeyim senin için.”
    “İyilik iki baştan olur.”
    Jean de La Fontaine

    alıntıdır




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. admin

    süper yha bu



  5. Misafir Üye

    çok kısa fabllar ama işime yarar teşekkürler



 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright © 2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc